Nietzsche her ne kadar daha sonraki yazılarında teorinin belirgin biçimde Schopenhauer’e özgü formunu terk etmişse de iradeye hâlâ en ayrıcalıklı yeri veriyor, aslında zihnin ikincil önemini giderek daha fazla vurguluyordu. In contrast to these resettings of received forms, Wagner, Verdi, and Bizet achieved a new kind of tragic power for Romanticism in the theme of the operatic love-death in, respectively, Tristan and Isolde, Aida, and Carmen. Bu bakımdan Nietzsche’nin erken görüşlerine ve onları biçimlendiren etkileri karşı adil davranıp davranmadığından kuşku duyulabilir. Vom Nutzen und Nachteil der Historie für das Leben, 1874 (Tarihin Yaşamımıza Etkisi) Schopenhauer als Erzieher, 1874 (Eğitmen Olarak Schopenhauer) Richard Wagner Bayreuth'da, 1876; İnsanca Pek İnsanca. Nietzsche wants us to accept our lives as they are--with their actual pains, with their actual successes, etc. Schopenhauer’in tersine Nietzsche’de ahlak için metafizik bir temel bulmak mümkün değildir, bu onun sisteminin doğasından kaynaklanır. Schopenhauer’in savunduğu ahlak ülküsü bir Budist keşişin ahlak ülküsüyle aynıdır. Download Full PDF Package. Nietzsche ile Schopenhauer arasındaki farklılık hayata atfedilen değer bakımından büyük olmasına büyüktür, ama erdemlere biçtikleri değer açısından da aralarındaki ayrılık daha az değildir. Download. Nietzsche Nietzsche & Schopenhauer On Compassion Timothy J. Madigan explains the crucial distinction between compassion and pity. Edition Notes Fisher Walsh copy: Pages i-ii (half t.p.) Diğer canlılarla belli ölçüde bir mücadele ve onların üstesinden gelmede belli ölçüde bir başarı olmaksızın bir hayat tasavvur edilemez. Nietzsche ile Schopenhauer arasındaki bağlayıcı bağ iradenin asli doğasıyla ilgili görüştür. Buna karşılık Dionysos’un simgelediği eğilim müzikle ilgili sanatlar ile lirik şiir ve özellikle müziğin kendisi gibi duygusal sanatları içine alır. Schopenhauer and Nietzsche hold very different views on what is the outcome of moral growth or what is the nature of moral maturity. İstenirse aralarındaki mesafe alabildiğine açılabilir, istenirse kolaylıkla birbiriyle telif edilebilir; her iki yöntemin kendince haklı sebepleri vardır. Bütün deneme öylesine coşku dolu bir ruhla kaleme alınmıştır ki okur ister istemez Schopenhauer’in felsefe tarihindeki en büyük isimlerden biri olduğunu hissedecektir. İradenin insan hayatındaki temel etmen olduğu varsayılır; ve her ne kadar açıklayıcı ve temel ilke olarak evrensel geçerliliği hakkında kısa bir açıklama sunulursa da bu tamamen ikinci derecede önemli bir mesele, bir kişilik unsuru olarak iradeyle ilgili daha önemli meseleyle yaşamsal bir bağı olmayan tali bir konudur. Thus, the previous progression of the genre from tragedy to tragicomedy to romantic tragedy continued to a literary-musical embodiment of what Nietzsche called “tragic dithyrambs.”. His personal motives become dispersed as his insight into them grows; “the complete knowledge of the nature of the world, which has a quieting effect on the will, produces resignation, the surrender not merely of life, but of the very will to live.”. Napoleon bu soylu tasavvurun ete kemiğe bürünmüş halidir. “Ben,” der, Nietzsche, “ondan daha ilk sayfayı okuduktan sonra bütün yazdıklarını okuyacağını ve söylediği her sözü dinleyeceğini bilen Schopenhauer okurlarından biri olmuştum”. Although most of the text is devoted to Schopenhauer, the shorter sections on Nietzsche contain perhaps the most intelligent interpretations that I have ever read on the Nietzschean themes of `nobility' and `eternal return'. – it really does seem that we would rather increase it and make it worse than it has ever been!” Nietzsche, Beyond Good and Evil READING NIETZSCHE’S SCHOPENHAUER. Yazar: Timothy J.Madigan Çeviri: Akın Ayberk. İnsanın hedefi korkmaksızın çekinmeksizin kendini öne sürmektir ve onun önüne çıkan her şey acımasızca bir kenara itilmelidir. Nietzsche’nin felsefi düşünceye en önemli katkısı esas itibariyle ahlaki bir karaktere sahip olduğundan başka yazarlarla ilişkilerinin ele alınıp irdelenmesi öncelikle ahlak sorunları açısından olmalıdır. [601] Bağımsızlığı onu mümkün en iyi eğitimci (Erzieher) yapar. Buna karşılık Schopenhauer bir metafizikçiydi. O en kâmil manada kendisini savaşçıda dışa vurur. Gerekli olan tek şey daha fazla hayat, duygu ve içtepinin sağlıklı özgürlüğüdür. Aslında Nietzsche’yi ahlak bahsinde yazmaya sevk eden temel saiklerden biri Schopenhauer’in duygudaşlık veya merhamet görüşüne duyduğu karşıtlıktır. O her zaman her yerde boyun eğmek nedir bilmeyen ateşli bir savaşçıdır. Ne var ki böyle bir özdeşleştirmeye karşı yöneltilebilecek şu iki esaslı eleştiri görmezden gelinemez. Hakikate dair bir bilgi değerli olan pek çok şey için ölümcül olurdu. Kaale alınmaya değer yegâne varlık olan güçlü insan kader kendisine karşı olduğunda daha bir azimle savaşır. Nietzsche ve Schopenhauer arasındaki tam bir uzlaşmayı çoğu kez ele alınan konuların doğası imkânsız kılar. O kuşku korku duymaksızın bu güce ve onu kullanma iradesine sahipti. Sonuncusu onun duygu gücünü tasarım formuyla örtmeksizin doğrudan iradeyi dışa vurur. Schopenhauer’in Nietzsche üzerindeki etkisi – G. N. Dolson. But art, he says, must demand purity within its own sphere. Both fate and humanity represent one and the same will, which lives and appears in them all. Hayat ıstırap ve kederle doludur, bunun için ne bir yardım ne bir umut vardır; gelecek şimdi ve geçmiş kadar karanlıktır. Nietzsche’nin felsefi düşünceye en önemli katkısı esas itibariyle ahlaki bir karaktere sahip olduğundan başka yazarlarla ilişkilerinin ele alınıp irdelenmesi öncelikle ahlak sorunları açısından olmalıdır. Nietzsche'nin bu eseri ilk olarak 1878'de yayınlandı. İkisinin ortası belki takip edilebilecek en ihtiyatlı yol olurdu, ama burada da kabul edilen benzerlik ve farklılığın derecesi ister istemez bir kişisel kanaat meselesi olacaktır. İradenin insan hayatındaki temel etmen olduğu varsayılır; ve her ne kadar açıklayıcı ve temel ilke olarak evrensel geçerliliği hakkında kısa bir açıklama sunulursa da bu tamamen ikinci derecede önemli bir mesele, bir kişilik unsuru olarak iradeyle ilgili daha önemli meseleyle yaşamsal bir bağı olmayan tali bir konudur. The drama’s exhibition of the phenomena of suffering individuals (Apollonian elements) forces upon the audience “the struggle, the pain, the destruction of phenomena,” which in turn communicates “the exuberant fertility of the universal.” The spectators then “become, as it were, one with the infinite primordial joy in existence, and…we anticipate, in Dionysian ecstasy, the indestructibility and eternity of this joy.” Thus, he says, there is a desire “to see tragedy and at the same time to get beyond all seeing…to hear and at the same time long to get beyond all hearing.”. Aslında uzlaşmaya benzer bir durum içinde oldukları tek saha estetiktir. Nietzsche uygarlık tarihini uzun yanılgılar silsilesinin sonucu olarak görür ve bu yanılgılar olmasa herhangi bir ilerlemenin gerçekleşmesinin tasavvur edilemeyeceğini düşünür. Duygudaşlığı temel erdem yapmak yerine o bunu kusur ya da zayıflıkların arasına koyar ve onu savunabilecek düşünürler için hakaretamiz tabirler bulmakta zorlanır. İnceleyip araştırdıkları bir öğretiler toplamasından ibaret değildi. Bir zamanlar herhangi birisinin felsefesini kabul ettiğine inanmayı kolay bulmayacak kadar düşünsel özgürlüğe tutkuyla bağlıydı. Apollon ile simgeleştirilen eğilim dışavurumunu deyiş yerindeyse bütün durağan sanatlarda bulur. [603] Bireyleşme tikel fenomenler ile irade arasında bir orta konumu işgal eder görünen bu bilinçdışı tasavvurun, evrensel kavramları oluşturan ilkenin sonucudur. İktidar tutkusu nasıl yorumlanırsa yorumlansın o Nietzsche ahlakının temel ilkesidir; ve iradenin kullanılmasını sadece bir olgu olarak değil fakat ahlaki bir amaç olarak görmesi bakımından da Schopenhauer’den ayrılır. Gesamtausgabe): Iven, Mathias: Amazon.com.tr Schopenhauer bir yandan tasviri ve plastik sanatlar ile diğer yandan müzik arasında keskin bir ayrım çizgisi çizer ve daha sonraları ikincisini iradenin daha doğrudan ifadesi ve dolayısıyla doğası bakımından daha esaslı bir sanat dalı olarak görmüştür. Farklılıkları da benzerlikleri de gereğinden fazla vurgulamaktan sakınmak güçtür. Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt ), Alman bir filozof, yazar ve eğitmendir. Schopenhauer finds tragedy to be the summit of poetical art, because of the greatness of its effect and the difficulty of its achievement. He even called the world “embodied music…embodied will.” Nietzsche’s theorizing on the relation of the tragic theme to art forms other than the drama was in fact confirmed in such operas as Mussorgsky’s version of Pushkin’s tragedy Boris Godunov, Verdi’s of Macbeth and Othello, and Gounod’s Faust. You have entered an incorrect email address! Nietzsche’nin bu görüşlerinin kötümserlik olarak yaftalanmasının doğru olup olmadığı sorulabilir. Çözülmesi gereken sorun onun varlığıyla değil, fakat daha çok doğrultusu ve kapsamıyla ilgilidir. Nietzsche’yi özellikle Schopenhauer’e çekmiş görünen şey gelenek ve kamuoyu baskısından tam ve esaslı bağımsızlıktı ve onun eserlerini genellikle dışarıdan gelen etkilere karşı özenle koruduğu özgürlük nedeniyle över. Schopenhauer was a formative influence on Friedrich Nietzsche, both were atheists who believed there was no inherent meaning in the universe. [605] Peşinde koşulmaya değer tek şey hakikat ve sadece hakikattir. The traditional categories of tragedy are nearly destroyed in the deepened subjectivities of Romanticism of the 19th-century German philosophers, Arthur Schopenhauer and his disciple Friedrich Nietzsche. In opera, servile imitation of nature is dispensed with…here is…the avenue by which the ideal can steal its way back into the theatre. Hayat arzusu ve iktidar tutkusu zaman zaman birbiriyle çatışır; bunlar her zaman aynı değildir. Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 4 / Kafes – John Perkins, Gündüz Vassaf: Tolstoy benim için sonsuz, derin bir okyanus, Dostoyevski gürül gürül akan bir şelale…, Shakespeare’de İnsan – İbrahim Yusuf Yavuz, Vietnam Günlüğü (ABD’nin Vietnam’da İşlediği Savaş Suçlarına Karşı Russell Mahkemesi) Mehmet Ali Aybar, Ölüm ve Zaman (La Mort Et Le Temps) – Emmanuel Levinas, Ekonomik Kriz Ve Sol – Greg Albo, Leo Panitch, Vivek Chibber. Nietzsche ve Schopenhauer arasındaki böylesine büyük farklılıklara rağmen görüşleri arasında yaygın olarak var olduğu varsayılan yakın ilişki nerede aranmalıdır öyleyse? Ding an siche bir Alman filozofun geleneksel saygısıyla yaklaştı. Nietzsche gerçekten değerli olan şeyin ne olduğu sorusunu her zaman sordu ve gelişiminin farklı aşamalarında dünya ona farklı yönlerden göründüğü için doğal olarak birbiriyle çelişen cevaplar verdi. His reason, almost too grim to record, is that it provides the widest possible play to the destructive manifestations of the will. It would not be misleading to say that at the time he wrote The Birth of Tragedy, Nietzsche was so steeped in Schopenhauer that he perceived whatever he perceived through the lens of Schopenhauerian distinctions and categories.Certainly it is hard to make sense of the concepts of the Apollonian and Dionysian, and many other insuf- ficiently explained … Bunları şu veya bu biçimde dışavurmayan hiçbir şey erdem ismiyle anılmaya layık değildir. An exceptionally well done combination of exposition and commentary on both Schopenhauer's and Nietzsche's philosophies. Sonuncusu, en azından Nietzsche’nin tasvir ettiği biçimiyle, daha bilinçlidir ve daha yüksek bir gelişme aşaması olarak adlandırılabilir. Son aşama tam sekincilik, her türlü maddi ve düşünsel hayatın yadsınmasıdır. Be on the lookout for your Britannica newsletter to get trusted stories delivered right to your inbox. By signing up for this email, you are agreeing to news, offers, and information from Encyclopaedia Britannica. Kuşkusuz yaşama iradesi [Wille zum Leben] onda güç ya da iktidar iradesine [Wille zur Macht] dönüşmüştü, ama hâlâ iradeydi. Tarih felsefesine ve tarih bilimine farklı bir hücum da Friedrich Nietzsche’den gelir. Eğer birisi bir sıkıntıyla karşılaşsa, diğerleri Schopenhauer’in eserlerinden uygun pasajlarla derhal imdadına yetişiyordu. Eğer bir kıymetleri varsa bu varoluşu desteklemelerinin derecesinde aranmalıdır. Save my name, email, and website in this browser for the next time I comment. Not defterlerinde bulunan fragmanlar evrenin nihai doğasıyla ilgili bir tartışmaya yer vermektedir ve burada gerçek bir Schopenhauerci olarak Nietzsche bunun irade olduğunu açıklamaktadır. Bizim için hayatı anlamlı kılan aklın, sanatın, bütün duygu ve duyarlıkların gelişimi yanlış fikirlere dayanır. Savaşçı önüne çıkan bütün engelleri güç ve kuvvetini kullanarak ezip geçer. Apolloncu eğilim bir düş, Dionysosçu eğilim bir derin coşku ya da sarhoşluk halidir. Nietzsche ruhun diğer bütün tezahürlerini ona indirger, hatta onunla dünyayı açıklamaya girişir. Basitleştirmeyi tamamlamak için ruhun bütün dürtülerinin iradenin tek formunun, “iktidar iradesi”nin farklı tezahürleri olduğunu varsaymak yeterlidir. Diğerinde kişinin mücadele etmesi gereken şeylere yenik düştüğünün ve artık kendi kendine yeterli olamadığının bilinmesinde bir sakınca görmediğini, hatta düpedüz bunu arzu ettiğini ortaya koyar. Güç ve dayanıklılık [salâbet] ve bunları kullanmaktan duyulan haz özgür bir insanın erdemleridir. Schopenhauer’in Nietzsche üzerindeki etkisi, Sartre: “Yapayalnızım ama bir kente yürüyen ordu gibiyim”, William Golding’in Sineklerin Tanrısı – Ece Çakır, Filozof Henri Bergson’un tek ses kaydı: Sanat ne işe yarar? Savundukları öğretiler arasında büyük benzerliğe rastlamadık ve ilgilerinin de genel olarak büyük ölçüde birbirinden ayrı yolları tuttuğu açıktır. Tam bağımsızlık, tam başına buyrukluk ve pervasızlık, belli ölçüde acımasızlık ve gaddarlık karşılaştırılması mümkün olmayacak ölçüde duygudaşlıktan üstündür. Birinde bu bir başkasının gizlisini saklısını araştırma arzusunu, tam bir nezaket ve ihtiyat yoksunluğunu ele verir. Estetik alanının dışında Nietzsche ile Schopenhauer arasındaki farklılıklar her yerde göz önündedir. Görüşlerini Nietzsche’nin kendi ismi tam olarak tasvir eder. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir. The true sense of tragedy is the deeper insight, that it is not his own individual sins that the hero atones for, but original sin, i.e., the crime of existence itself.” Schopenhauer distinguishes three types of tragic representation: (1) “by means of a character of extraordinary wickedness…who becomes the author of the misfortune,” (2) “blind fate—i.e., chance and error” (such as the title characters in Shakespeare’s Romeo and Juliet and “most of the tragedies of the ancients”), and (3) when “characters of ordinary morality…are so situated with regard to each other that their position compels them, knowingly and with their eyes open, to do each other the greatest injury, without any one of them being entirely in the wrong” (such as, “to a certain extent,” Hamlet). Önerilen koşutluğu kurmayı reddetmenin ikinci nedeni Apollon ve Dionysos’un isimleriyle özdeşleştirilen eğilimler arasındaki ayrımın Schopenhauer’in estetik sınıflandırmalarından biriyle çok daha fazla örtüşmesidir. Schopenhauer was a metaphysician who built upon Kant’s transcendental idealism. Her ikisi için de hayat bütün kötülüklerin en büyüğüdür, geri kalanların hepsini içinde barındırır, Nirvanaya en çok yaklaşan kimse azizdir.